İçimizdeki Boşluk Nasıl "Kariyer" Olarak Pazarlanıyor?: Ruhsal Acıyı Pazarlama Sanatı
31 Ağustos 2026 · 5

Neden bazı insanlar içsel çatışmaları ve acıları yüzünden terapi odalarını doldururken, diğerleri neredeyse aynı derin çatışmalarla toplumun en gözde koltuklarında oturup hayranlık toplar?
birçok insan belli semptomlardan yani kendi hayatında tam olarak anlam veremediği şeylerden acı çekerken, bir kısmı için her şey normal görünür çünkü semptom kapitalist sistemin ve toplumsal çarkların işine yarıyorsa, "hasta" olarak damgalamazsınız; aksine ödüllendirilirsiniz.
Geçmişteki bir öfkeyi ya da değersizlik hissini bastırma biçiminiz sizi durmaksızın çalışan, üreten bir işkoliğe dönüştürüyorsa, toplum sizi sorunlu olarak görmez. Hatta size para, statü ve takdir sunarak bu patolojinizi alkışlar.
Veyahut, annesiyle olan amansız rekabetini veya içsel boşluğunu bedenini aşırı derecede sınırlandırarak, kendisini aç bırakarak yaşayan bir genç kadın, günümüz estetik algısında bir "süper model" mertebesine yükseltilip kutsanabilir. Toplumsal söylem bu şekilde hem semptomu ifade etmenin bir yolunu sunar hem de onu sansürler, hakikati gizleyerek.
Sistem sizi her zaman iyileştirmek istemez; çünkü semptomunuz üretkenliğe ve tüketime hizmet ettiği sürece, sistem için mükemmel bir yakıttır. Sizi "başarılı", "hırslı" veya "disiplinli" etiketleriyle ödüllendirerek semptomunuzu beslemeye devam eder.
Terapi odasında acı çekenler ile zirvede duranlar arasındaki tek fark; ikincilerin, semptomlarını toplumsal düzene ve sisteme "pazarlamayı" çok iyi becermiş olmasıdır.
Modern dünyada "başarı" dediğimiz şey, belki de, içimizdeki yaraları ve semptomları, sisteme en karlı şekilde satabilme sanatından başka bir şey değildir.
— İrem Ceylan Uluğ
Klinik Psikolog · Ankara

