İrem Ceylan Uluğ
← Yazılar

Men Edilen Yasa: Toplum Neden Psikozun Eşiğinde?

31 Ağustos 2026 · 1 dk okuma

Men Edilen Yasa: Toplum Neden Psikozun Eşiğinde?

Bruce Fink’in Lacancı Psikanalize Bir Giriş adlı eserinde vurguladığı üzere simgesel düzen; yasalar, kurumlar ve toplumsal idealler aracılığıyla bireyin dünyasını yapılandırır. Bu düzeni ayakta tutan ve toplumsal gerçekliği demirleyen temel unsur ise, Lacan'ın "Baba-nın-Adı" (Nom-du-Père) olarak adlandırdığı simgesel babasal işlevdir. Bu işlev, kuralları ve sınırları koyarak özneyi toplumsalın içine yerleştirir ve herkesin üzerinde uzlaştığı ortak bir anlam dünyası yaratır.

Bugün Türkiye'de gündemi domine eden hukuksuzluklar, liyakatsizlik ve kurumların içinin boşaltılması, aslında bu "simgesel düzenin", yani yasayı koyan o temel yapının toplumun merkezinden "men edilmesi" (foreclosure) anlamına gelmektedir. Psikanalitik düzlemde men etme, simgesel düzenin inşası için elzem olan Baba-nın-Adı’nın radikal bir biçimde reddedilmesi ve dışarıda bırakılmasıdır.

Fink'in belirttiği gibi, men etme mekanizması psikozun temel nedenidir ve bu temel öğe men edildiğinde bütün simgesel düzen, yani ortak dil ve yasalar etkilenir. Bir toplumda yasa veya adalet temsili simgesel düzenden dışlandığında, o toplum artık tutarlı bir yapı olarak varlığını sürdüremez; yasanın reddedildiği yerde, onun yerini sadece keyfilik alır.

Bu durumun güncel toplumsal atmosfere yansıması, bir anlamda bir "toplumsal psikoz" halidir. Psikozda, kelimeleri anlamlara bağlayan ve ortak gerçekliğimizi sabitleyen "kapitone noktası" koptuğu için, kelimeler ve anlamlar amaçsızca sürüklenmeye başlar. Kurumların neyi temsil ettiğini bilmediğimiz, adalet, hak gibi kelimelerin anlamını yitirdiği bu düzende; "güvenlik" veya "beka" gibi söylemler hukukun üzerini örtmektedir.

Simgesel yasanın işlemediği, yani Freudcu anlamda dürtüleri kontrol altında tutan yapıların çöktüğü bu psikotik atmosferde, şiddet ve saldırganlık hiçbir ket vurulmaksızın, aniden ve kontrolsüzce eyleme dönüşür. Adaletin olmadığı yerde şiddet, hakikatin olmadığı yerde ise toplumu kendi "sanrısal metaforlarına" (delusional metaphor) inandırmaya çalışan yeni, ancak ortak gerçeklikten kopuk dünyalar yaratılır. Simgesel düzeni bir arada tutan o temel dikiş yani ‘kapitone noktası’ yok olduğunda, toplumdaki her birey kendi gerçekliği içinde yalnız kalır.

— İrem Ceylan Uluğ

Klinik Psikolog · Ankara

Okumaya devam et